Albüm/Kitap - Mazhar Olmak - Mazhar Alanson
Tolga Kaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tolga Kaya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Telefonun Diğer Ucundaki Kadın
Tolga Kaya
“Alo.”
“İyi günler, telefonun diğer ucundaki adamla mı görüşüyorum?”
“Buyurun, benim.”
“Şey, ben, … , numaranızı rehberden aldım. Umarım sizi rahatsız etmiyorumdur.”
“Ben kiminle görüşüyorum?”
“Şimdilik, telefonun diğer ucundaki kadın desek sizin için bir mahsuru olur mu? Birazdan kim olduğumu anlayacaksınız zaten. En azından ben öyle umuyorum.”
“Sizi dinliyorum.”
“Aslında sizi uzun zamandır içimi sıkan bir meseleyi paylaşabilmek için aradım. Çok fazla vaktinizi alacak değilim.”
Etiketler:
Nisan 2010,
Öykü,
Tolga Kaya
Esmer Bir Mavi
Sel Yoldaş Akar
Dar sokaktan aşağıya doğru yürüdü. Sokağın sonuna geldiğinde süratli bir rüzgâr esti. Montunun önünü kapattı. Karşıda, meydanın hemen önünde, ada iskelesi duruyordu. İskelenin davetkâr bir dost gibi iki yana açık kapısından içeriye girdi. Küçük bir salondu burası. Bekleme salonu, içinde yer alan birkaç eski bank ve küçük gişesiyle modernizmin unuttuğu bir sığınağa benziyordu. Duvarda salona göre fazlaca büyük bir saat vardı. Vapur iskelesinin saatleri her zaman doğru vakti gösterir diye düşündü. Son seferi yapacak vapurun gelmesine yirmi dakika vardı. Aslında, evden biraz daha geç çıkabilirdi. Fakat son seferi kaçırmayı göze alamadı.
Etiketler:
Öykü,
Sel Yoldaş Akar,
Şubat 2010,
Tolga Kaya
En İyi Dostum
Ayşe Orbay Kaya
En yakın dostum, en iyi arkadaşımmış. Bilmiyordum. Onu terkettikten sonra anladım. Onu terkettikten bir kaç saat sonra değildi belki ama bir-iki günden fazla da sürmedi bunu anlamam. Bana bu kadar yakın olduğunu bilmiyordum.
Kendi kendime konuştuğumu, düşündüğümü, olayları değerlendirdiğimi zannettiğim zamanlarda oymuş beni ayakta tutan. Şimdi her şey yeniden başlıyor. Kendimi yeniden tanımam gerekiyor. Ayrıca yeniden tanıtmam gerekiyor. En sinirli, en mutsuz, en çaresiz hissettiğim anlarda duygularımın tüm yoğunluğunu o taşıyormuş.
Etiketler:
Ayşe Orbay Kaya,
Öykü,
Şubat 2010,
Tolga Kaya
Kış Güneşi
Tolga Kaya
Gölgelerle anlaşmış,
Süzülmüş yavaş yavaş,
Tutunmuş bir rüzgâra,
Kış günü açmış güneş.
Mavi ipekten kumaş,
Alev alev buruşmuş,
Sarmış Kız Kulesi’ni,
Gümüş rengi bir telaş.
Işıklı bir sırmış kış,
Sulara fısıldanmış,
Dalgaların alnına,
Nakış nakış yazılmış.
Tekneler bir şiirmiş,
İnci gibi dizilmiş,
İstanbul’da o sabah,
Kuşlar bile şairmiş…
Ocak, 2010.
Etiketler:
Şiir,
Şubat 2010,
Tolga Kaya
On Beş Dakika
Tolga Kaya
Sadece on beş dakikamız var.
Ne kadar az değil mi? Sarılmaya, el ele vermeye, doya doya vedalaşmaya, güneşe, dalgalara, birbirimize bakmaya, ölmeye...
Sadece on beş dakika.
Kimimiz yedi yaşında, kimimiz yetmiş. Kimimiz genceciğiz, kız oğlan kız, ergenlik şehrinden belki daha dün geçmiş. Kimimiz bebeğiz, meme demeyi, mama istemeyi, gönlümüzden geçeni dilimizde döndürmeyi yeni öğrenmiş. Hiçbirimiz yaşadıklarının kıymetini bilmemiş. Vurmuşuz, kırmışız, üzmüşüz birbirimizi, çalmışız, çırpmışız, kaçmış kovalamışız. Hep bir şeylere kızmışız, kaderimize küsmüşüz. Az gelmiş hayat bize. Bir şeylerimiz eksik olmuş hep. Bebeksek annemizi, âşıksak sevgilimizi, açsak ekmeği, susuzsak parayı, şansı, başarıyı, gücü özlemişiz. Hiçbir zaman yetmemiş. Daha çok istemişiz. Terlemişiz. İstedikçe fakirleşmişiz. Ruhumuz isteyip alamamaktan solmuş. Kuyularımız kururken susuzluklar kanatlanıp sonsuza uçmuş.
Şimdiyse susuyoruz. Nerede hata yaptığımızdan bihaber, bekliyoruz.
Etiketler:
Ocak 2010,
Öykü,
Tolga Kaya
Yazar Olmak İstiyorum
Tolga Kaya
Fakültedeki odasında oturmuş saatlerdir duvarlara bakıyordu. Kahve ile sigara içmekten başı dönmeye başlamıştı. Hava soğuktu. İstanbul’u kar kaplamıştı. Haberlere bakılırsa karın bir haftadan önce kalkacağı yoktu. Okullar tatil edilmişti. Bunu evden çıkmadan önce bilseydi çok daha iyi olacaktı. Başıboş yürüyüşler için sokağa çıkıp, bol bol düşünmek için hiç de uygun bir gün değildi. Pencereden dışarıya baktı. Rüzgâr biraz olsun dinmiş gibi görünüyordu. Paltosunu giydi, beresini taktı. Başıboş bir yürüyüş için sokağa çıkıp bol bol düşünmeye karar vermişti.
“İnsan neden yazar”, diye soruyordu kendine. Uzun zamandır bir şeyler yazmak istiyordu. Ne var ki, yazacak bir şeyi yoktu. Öyleyse neden bir şeyler yazabilmek için çırpınıp duruyordu? İçinden bir ses, bu sorunun cevabının çok önemli olduğunu söylüyordu. Sanki cevabı bulduğunda yazmak ya da yazmamak gibi bir sorunu kalmayacaktı.
Etiketler:
Aralık 2009,
Öykü,
Tolga Kaya
Birleşmeyen Sözcükler
Umut Gündüz
Bekçi kulübesi daracık. Üç adıma iki adım. Dikkati dağıtıyor diye televizyon, bilgisayar yasak. Sadece radyonun sesi var. İhtiyarların sesinden, eski türküler. Şöyle bir tepeden, sararmış buğday tarlalarına bakarken yahut sevgilinin hayaliyle içilen rakıyla birlikte iyi giden türküler. Ama pencerenin önünde uzanan geniş otoparka bakarken olmuyor. Karanlık da olmasa…
Çalışanların gittiği yönün tersine giden otobüs genelde boş olur. Uyuklayarak gelir evine. İki göz, badanası dökülmüş ev dağınık, kirli, kimsesiz. Öğle sonuna kadar uyur. Mahalleden tanıdığı birkaç arkadaşının iş çıkışlarında gittiği kahveye uğrar. Oyun oynamadan bir iki çay içer. Yancılarla pek konuşan olmaz. Sıkıcıdırlar. Oyunun heyecanına denk düşmeyen sıradan konulardan söz açarlar. Bunu bildiğinden pek konuşmaz, sessizce bekler. Kahve de çay da çok sevdiği şeyler değil ama akşamüstleri gidebileceği başka bir yer...
Etiketler:
Aralık 2009,
Öykü,
Tolga Kaya,
Umut Gündüz
Âciz
Kaya Tokmakçıoğlu
İlaç mı, havagazı mı diye düşünüyorsun. Kavurucu bir ağustos sıcağı, üzerindeki gömleği sırılsıklam yapmış. Pencere aralığından süzülen hafif bir rüzgâr boynundan ayakuçlarına doğru iniyor. Ürperiyorsun. Denize doğru inen sokak boyunca bir adamla bir kadın geçiyor, belki sarhoş. Adama imreniyorsun. Sadece tensel bir istek değil bu. Seni yaşamın boyunca en iyi kadınlar anladığından biraz da. Önce annen, sonra mahallede futbol oynarken kaleye geçirdiğiniz Arzu, üniversite yıllarında Günseli, sen büyüyüp adam olunca Rüya, sonra ve en son tekrar annen. Ama şimdi hiçbiri ortalıklarda yok.
Etiketler:
Aralık 2009,
Kaya Tokmakçıoğlu,
Öykü,
Tolga Kaya
Özlemişim Seni
Tolga Kaya
Hep böyle oluyor be Zobo! Unutuyorum. Hayatın aslında ne kadar da vurdumduymaz; o kadar çabaya, mücadeleye değmeyen, soğuk bir adaleti olduğunu unutup gidiyorum. Diğer yağmur damlalarının arasına karışıyorum. Hepimiz biliyoruz düştüğümüzü, nereye gittiğini bilmeden boşlukta süzüldüğümüzü. Tekrar tekrar söylemeye ne gerek var ki? Başka türlü yaşanmıyor. Oysa bir kenarından tutunabilmek için hayata ne çok şeye katlanmamız, gözlerimizi kapamamız gerekiyor.
Etiketler:
Kasım 2009,
Öykü,
Tolga Kaya
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







