Sel Yoldaş Akar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sel Yoldaş Akar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Mutluluk

Sel Yoldaş Akar

Boran, sabah güneşinin ısıtmaya başladığı sokağa çıkmak için ne-şeyle evden çıktı. Annesi  “Oğlum uzaklara gitme kapının önünde oy-na” diye seslendiğinde, bahçe kapısını açıyordu, arkasına baktı, cevap vermek yerine gülümsedi. Gözleri, oyun oynamaya giden tüm çocukların gözleri gibi pırıl pırıldı. Oyun oynamaya daldığında açlığını, susuzluğunu unutur, zamanın nasıl geçtiğini anlamazdı bile.

Kayıp Renkler

Sel Yoldaş Akar

“Gidişleriyle dünyanın rengini eksiltenlere... hasretle...”
Yağmur başladığı gibi aniden durmuş, güneş bulutların arasından yüzünü göstermişti. Yağmurla gelen toprak kokusu konukluğunu sürdürüyor, güneşin ışıkları yağmurun oluşturduğu su birikintilerinin üstünde dans ediyordu...
Çocuk neşeyle çıktı evden. Toprak kokusunu ciğerlerine doldurmak için derin bir nefes aldı ve ağır ağır bıraktı nefesini. Toprak kokusu kaldı içinde... Mutluydu. Aniden bastıran yağmuru evinin camından izlemiş ve yağmur durur durmaz annesinin “üstünü başını kirletme” tembihleriyle çıkmıştı sokağa. Ellerini pantolonun cebine sokarak yaylana yaylana yürüyordu. Yürürken yağmur sularından kaçmak için yuvalarından çıkmış böcekleri ezmemeye dikkat ediyordu. Başını gökyüzüne çevirdi kocaman bir gökkuşağı gökyüzünde bütün güzelliğiyle duruyordu. Daha iyi görebilmek için yanyana yapılmış çok katlı binaların arasında bir vaha gibi duran küçük parka yöneldi. “Caddeye çıkma sakın” diye seslendi annesi. Parka geldiğinde gökkuşağını daha iyi görebiliyordu. Dikkatle baktığında gökkuşağında bir şeylerin eksik olduğunu fark etti. Mavi rengi yoktu gökkuşağının. Maviyle diğer renklerin karışımından oluşan renkler de yoktu. Gökkuşağını gördüğü andaki sevinci kayboldu. Mavi’ye ne olduğunu düşünmeye başladı. Çevresine baktığı anda daha önce mavi olduğuna emin olduğu bir binanın da renginin değişmiş olduğunu fark etti. Maviyi bulmalıyım... Gökkuşağının mavisini çalmışlar. Maviyi bulamazsam hiçbir şey mavi olmayacak... diye düşündü.

ÖSS = İnternet ya da Emniyet

Sel Yoldaş Akar


Her işini son ana bırakan insanlardansanız hep aksilikler ve kuyruklar ile mücadeleyle geçer son anlar. ÖSS’ye girme konusunda tecrübeli olduğum için –ki sanırım benim girdiğim sınavların sayısı bir basket takımının sahadaki oyuncu sayısını geçti ve yüce ÖSYM bu çabamı herhangi bir şekilde ödüllendirmezse yakında futbol takımı da oluşturacağım- her yıl sınav başvurusu yaptığımda sınav içeriği ve başvurusuyla ilgili birtakım değişiklikler olduğunu görüyorum (Bu arada ilk sınava girdiğim senenin ÖSYM başkanı ölmüş, gazetede okudum ölüm haberini. Çelenk yollamadım. Hakkımı da helal etmiş değilim) ve ben bu değişikliği son anda öğrendiğim için telaşım bir kat daha artar. Çalışarak okumak kolay değil. Sanırım ben okumak için çalışarak emekli olan ilk insan olacağım ancak yatırılmayan sigorta primlerim var.

Esmer Bir Mavi

Sel Yoldaş Akar

Dar sokaktan aşağıya doğru yürüdü. Sokağın sonuna geldiğinde süratli bir rüzgâr esti. Montunun önünü kapattı. Karşıda, meydanın hemen önünde, ada iskelesi duruyordu. İskelenin davetkâr bir dost gibi iki yana açık kapısından içeriye girdi. Küçük bir salondu burası. Bekleme salonu, içinde yer alan birkaç eski bank ve küçük gişesiyle modernizmin unuttuğu bir sığınağa benziyordu. Duvarda salona göre fazlaca büyük bir saat vardı. Vapur iskelesinin saatleri her zaman doğru vakti gösterir diye düşündü. Son seferi yapacak vapurun gelmesine yirmi dakika vardı. Aslında, evden biraz daha geç çıkabilirdi. Fakat son seferi kaçırmayı göze alamadı.